A broken housing market is driving inequality right across Europe – and fuelling the far…
A bilingual English story with sentence-by-sentence Turkish translation. Level: INTERMEDIATE (CEFR). Tap any word in the DuoBook reader for an instant translation.
The housing crisis across Europe is affecting many people's lives deeply.
Avrupa genelindeki konut krizi, birçok insanın hayatını derinden etkiliyor.
From Lisbon to Amsterdam, rents have risen so high that they are unaffordable for an average salary.
Lizbon'dan Amsterdam'a kadar kiralar, ortalama bir maaşla karşılanamayacak kadar yükseldi.
A home is not just a place to stay, but also a space where dreams are built.
Ev, sadece barınılacak bir yer değil, aynı zamanda hayallerin kurulduğu bir mekândır.
However, many families today are struggling to find a house that fits their budget.
Ancak günümüzde birçok aile, bütçelerine uygun bir ev bulmakta zorlanıyor.
This situation is causing great inequality and unhappiness in society.
Bu durum, toplumda büyük bir eşitsizliğe ve mutsuzluğa neden oluyor.
Rising housing prices are limiting people's social lives and future plans.
Artan konut fiyatları, insanların sosyal yaşamlarını ve gelecek planlarını sınırlandırıyor.
Young people are having difficulty establishing independent lives in their own cities.
Gençler kendi şehirlerinde bağımsız bir hayat kurmakta zorluk yaşıyorlar.
This economic pressure brings serious unrest in the political sphere as well.
Bu ekonomik baskı, siyasi alanda da ciddi huzursuzlukları beraberinde getiriyor.
This instability in the housing market paves the way for the strengthening of far-right views.
Konut piyasasındaki bu istikrarsızlık, aşırı sağcı görüşlerin güçlenmesine zemin hazırlıyor.
When people feel helpless, they turn to ideologies that promise quick solutions.
İnsanlar kendilerini çaresiz hissettiklerinde, hızlı çözüm vaat eden ideolojilere yöneliyorlar.
Experts emphasize that governments need to make urgent policy changes.
Uzmanlar, hükümetlerin acil politika değişiklikleri yapması gerektiğini vurguluyor.
New housing projects and fair rent regulations could be a solution.
Yeni konut projeleri ve adil kira düzenlemeleri bir çözüm olabilir.
Ensuring balance between different segments of society has now become a necessity.
Toplumun farklı kesimleri arasında dengeyi sağlamak artık bir zorunluluk haline geldi.
If this problem is not solved, polarization may continue to increase.
Eğer bu sorun çözülmezse, kutuplaşma giderek artmaya devam edebilir.
European countries must build a future where everyone can live with dignity.
Avrupa ülkeleri, herkesin insanca yaşayabileceği bir gelecek inşa etmek zorunda.
With proper planning and empathy, this crisis can be overcome.
Doğru planlama ve empati ile bu krizin üstesinden gelinebilir.
Vocabulary (English)
- konut krizi
- housing crisis
- karşılanamaz
- unaffordable
- eşitsizlik
- inequality
- bütçe
- budget
- bağımsız
- independent
- baskı
- pressure
- huzursuzluk
- unrest
- istikrarsızlık
- instability
- aşırı sağ
- far right
- çaresiz
- helpless
- düzenleme
- regulation
- zorunluluk
- necessity
- kutuplaşma
- polarization
- üstesinden gelmek
- to overcome
More English stories
- yaşlanma belirtileri (Intermediate)
- Mark Carney says Canada can’t accept US trade deal that would weaken French language (Intermediate)
- Çin'in sessiz 'makine devrimi': Fabrikalarda çalışan milyonlarca robot işçi - BBC News Türkçe (Intermediate)
- A boy who can talk to fish. (Beginner)
- Man killed in world’s largest annual bullfighting event in Mexico (Beginner)
- Spider-Man: Brand New Day (Beginner)
Create your own bilingual story on DuoBook · Explore more stories