fakir büyümenin insanda yarattığı alışkanlıklar
A bilingual English story with sentence-by-sentence Turkish translation. Level: INTERMEDIATE (CEFR). Tap any word in the DuoBook reader for an instant translation.
Growing up poor in childhood leaves indelible marks on a person's character.
Çocukluk yıllarında fakir büyümek, insanın karakterinde silinmez izler bırakır.
Elif would never throw away bread and would carefully collect every crumb.
Elif, ekmeği asla çöpe atmaz ve her kırıntıyı özenle toplardı.
Wearing patched-up old clothes was not a source of shame for her, but a skill.
Eski kıyafetleri yama yaparak giymek, onun için utanç değil bir yetenekti.
Comparing prices while grocery shopping had become an unchangeable routine in her life.
Market alışverişlerinde fiyatları karşılaştırmak, hayatının değişmez bir rutini haline gelmişti.
Avoiding unnecessary expenses was her most fundamental life discipline.
Gereksiz harcamalardan kaçınmak, onun en temel yaşam disipliniydi.
When a person is in need, they learn to appreciate what they have early on.
İnsan, yokluk içindeyken elindekinin kıymetini bilmeyi erken öğrenir.
These habits gave her both a great sense of thrift and anxiety in adulthood.
Bu alışkanlıklar, yetişkinlik döneminde ona hem büyük bir tasarruf bilinci hem de kaygı verirdi.
Even though years passed and her situation improved, Elif could not shake off the fear of the old days.
Yıllar geçip durumu düzelse de, Elif eski günlerin korkusunu üzerinden atamadı.
Stocking up on things, even when she did not need them, was her quest for security.
İhtiyacı olmasa bile bir şeyleri stoklamak, onun güvenlik arayışıydı.
While her friends went to luxury restaurants, she preferred to cook at home.
Arkadaşları lüks restoranlara giderken, o evde yemek yapmayı tercih ederdi.
Although the money she saved gave her peace, it sometimes prevented her from enjoying life.
Biriktirdiği paralar ona huzur verse de, hayatın tadını çıkarmasına bazen engel oluyordu.
Over time, these thrifty habits became a shield against the challenges of modern life.
Zamanla bu tutumlu alışkanlıkları, modern hayatın zorluklarına karşı bir kalkan oldu.
She now viewed the difficulties of the past not as an obstacle, but as a lesson.
Artık geçmişin zorluklarını bir engel değil, bir ders olarak görüyordu.
On the ups and downs of life's path, her experiences had made her stronger.
Hayatın inişli çıkışlı yolunda, tecrübeleri onu daha güçlü kılmıştı.
Vocabulary (English)
- silinmez
- indelible
- kırıntı
- crumb
- yama yapmak
- to patch
- disiplin
- discipline
- tasarruf
- thrift/savings
- kaygı
- anxiety
- stoklamak
- to stockpile
- tutumlu
- thrifty
- kalkan
- shield
- engel
- obstacle
- inişli çıkışlı
- ups and downs
- tecrübe
- experience
More English stories
- Almanya’da ekonomik durgunluğa karşı "reformları hızlandırın" çağrısı (Intermediate)
- Avrupa'da en iyi ve en kötü İngilizce hangi ülkelerde konuşuluyor? (Intermediate)
- Trump, Kanada sınırındaki Ontario Gölü'nün adını "Amerika Gölü" yapmak istediklerini belirtti (Beginner)
- yaşlanma belirtileri (Intermediate)
- Mark Carney says Canada can’t accept US trade deal that would weaken French language (Intermediate)
- Çin'in sessiz 'makine devrimi': Fabrikalarda çalışan milyonlarca robot işçi - BBC News Türkçe (Intermediate)
Create your own bilingual story on DuoBook · Explore more stories