yaş ilerledikçe katlanılması zor şeyler
A bilingual English story with sentence-by-sentence Turkish translation. Level: INTERMEDIATE (CEFR). Tap any word in the DuoBook reader for an instant translation.
As we get older, keeping up with the pace of life becomes more troublesome.
Yaş ilerledikçe, hayatın temposuna ayak uydurmak daha zahmetli bir hal alıyor.
Concerts where I could stand for hours now provide nothing but exhaustion.
Eskiden saatlerce ayakta kalabildiğim konserler artık yorgunluktan başka bir şey vermiyor.
Staying awake until late at night makes the next day completely unproductive.
Gece geç saatlere kadar uyanık kalmak, ertesi günü tamamen verimsiz kılıyor.
My desire to distance myself from noisy environments grows more every day.
Gürültülü ortamlardan uzaklaşma isteğim her geçen gün daha da artıyor.
Those lively places I enjoyed when I was young now feel very complicated to me.
Gençken keyif aldığım o hareketli mekanlar artık bana çok karmaşık geliyor.
I have started to act more selectively in my communication with people.
İnsanlarla olan iletişimlerimde artık daha seçici davranmaya başladım.
Even an ordinary dinner has turned into a part of my search for peace.
Sıradan bir akşam yemeği bile huzur arayışımın bir parçasına dönüştü.
Details that I once cared about now seem like nothing but unnecessary things.
Bir zamanlar önemsediğim detaylar artık sadece birer gereksizlik gibi görünüyor.
As I understood the value of time, I realized that I don't have time for empty talk.
Zamanın değerini anladıkça, boş sohbetlere ayıracak vaktimin olmadığını fark ettim.
Turning toward my inner world has started to feel more meaningful than the expectations of the outside world.
Kendi içsel dünyama dönmek, dış dünyanın beklentilerinden daha anlamlı gelmeye başladı.
Accepting the limits of my body gave me a strange sense of freedom.
Bedenimin sınırlarını kabul etmek, bana garip bir özgürlük hissi verdi.
Instead of quick decisions, I am now making slower and more thoughtful choices.
Hızlı kararlar yerine, daha yavaş ve düşünülmüş tercihler yapıyorum artık.
This process of change actually allowed me to get to know myself better.
Bu değişim süreci, aslında kendimi daha iyi tanımamı sağladı.
The way to find peace lies in distancing oneself from situations that are hard to tolerate.
Huzuru bulmanın yolu, katlanılması zor durumlardan uzaklaşmaktan geçiyor.
Vocabulary (English)
- Yaş ilerledikçe
- As one gets older
- Zahmetli
- Troublesome / Arduous
- Verimsiz
- Unproductive
- Gürültülü
- Noisy
- Karmaşık
- Complicated
- Seçici
- Selective
- Gereksizlik
- Unnecessity
- İçsel
- Inner
- Beklenti
- Expectation
- Sınır
- Limit
- Düşünülmüş
- Thoughtful / Deliberate
- Katlanılması zor
- Hard to tolerate
More English stories
- Kylian Mbappé (Intermediate)
- Bir maça dört milyon dolar: Süper zenginlerin Dünya Kupası - BBC News Türkçe (Intermediate)
- Romanya'da hastaneler siber saldırıyı 'kağıt-kalem' yöntemiyle nasıl yendi? - BBC News Türkçe (Intermediate)
- Brexit, Türkiye-İngiltere ilişkilerini nasıl etkiledi? - BBC News Türkçe (Intermediate)
- MEB'den Yapay Zekâ Destekli Dil Öğrenme Uygulaması: DİLİM (Intermediate)
- Florida (Beginner)
Create your own bilingual story on DuoBook · Explore more stories