İspanya, hantavirüs vakalı gemideki yolcuları karantina altında tahliye edecek
A bilingual English story with sentence-by-sentence Turkish translation. Level: INTERMEDIATE (CEFR). Tap any word in the DuoBook reader for an instant translation.
A great sense of anxiety prevailed on the MV Hondius ship approaching the port of Tenerife.
Tenerife limanına yaklaşan MV Hondius gemisinde büyük bir endişe hakimdi.
The ship declared an emergency after hantavirus was detected in one of its passengers.
Gemi, içindeki bir yolcuda hantavirüs tespit edilmesi üzerine acil durum ilan etti.
The Spanish government prepared a comprehensive evacuation plan to prevent the virus from spreading.
İspanya hükümeti, virüsün yayılmasını önlemek için kapsamlı bir tahliye planı hazırladı.
The Minister of Interior and the Minister of Health arrived on the island to manage the process on-site.
İçişleri Bakanı ve Sağlık Bakanı, süreci yerinde yönetmek için adaya ulaştı.
The Director-General of the World Health Organization also joined the team to monitor the situation closely.
Dünya Sağlık Örgütü Başkanı da durumu yakından takip etmek için ekibe katıldı.
Port authorities emphasized that the ship needed to be isolated from the public.
Liman yetkilileri, geminin halktan izole edilmesi gerektiğini vurguladı.
Security units placed the port entrance under strict surveillance.
Güvenlik birimleri, limanın girişini sıkı bir denetim altına aldı.
Continuous briefings were provided on the ship to keep the passengers' morale high.
Yolcuların moralini yüksek tutmak için gemide sürekli bilgilendirme yapıldı.
The evacuation process was planned under the meticulous control of military units.
Tahliye işlemi, askeri birimlerin titiz kontrolü altında planlandı.
Every passenger was to undergo a detailed health check before leaving the ship.
Her yolcu, gemiden ayrılmadan önce detaylı bir sağlık kontrolünden geçirilecekti.
Upon reaching the port, passengers were to be taken directly to the airport by bus.
Yolcular, limana ulaştıklarında otobüslerle doğrudan havalimanına götürülecekti.
Spanish authorities aimed to carry out the transfer very quickly to minimize risks.
İspanyol yetkililer, riskleri en aza indirmek için transferi çok hızlı gerçekleştirmeyi amaçladı.
European Union rescue planes were kept on standby for passengers whose countries did not send aircraft.
Kendi ülkeleri uçak göndermeyen yolcular için Avrupa Birliği kurtarma uçakları hazır bekletildi.
The success of the plan depended on the cooperation of every country.
Planın başarısı, her ülkenin iş birliği yapmasına bağlıydı.
When the operation began at midnight, the entire port fell into silence.
Gece yarısı operasyon başladığında tüm liman sessizliğe gömüldü.
As the day broke, the crisis ended with all passengers safely reaching their planes.
Gün ağarırken, tüm yolcuların güvenli bir şekilde uçaklara ulaşmasıyla kriz sona erdi.
Vocabulary (English)
- Endişe
- Anxiety
- Tespit etmek
- To detect
- Kapsamlı
- Comprehensive
- Tahliye
- Evacuation
- Yerinde yönetmek
- To manage on-site
- İzole etmek
- To isolate
- Denetim
- Surveillance/Control
- Titiz
- Meticulous
- Sağlık kontrolü
- Health check
- Transfer
- Transfer
- Aza indirmek
- To minimize
- Hazır bekletilmek
- To be on standby
- İş birliği
- Cooperation
- Sessizliğe gömülmek
- To fall into silence
More English stories
- Kylian Mbappé (Intermediate)
- Bir maça dört milyon dolar: Süper zenginlerin Dünya Kupası - BBC News Türkçe (Intermediate)
- Romanya'da hastaneler siber saldırıyı 'kağıt-kalem' yöntemiyle nasıl yendi? - BBC News Türkçe (Intermediate)
- Brexit, Türkiye-İngiltere ilişkilerini nasıl etkiledi? - BBC News Türkçe (Intermediate)
- MEB'den Yapay Zekâ Destekli Dil Öğrenme Uygulaması: DİLİM (Intermediate)
- Florida (Beginner)
Create your own bilingual story on DuoBook · Explore more stories