Vlahovic e Spalletti, la Juve al lavoro per il futuro: gli appuntamenti in agenda

A bilingual Italian story with sentence-by-sentence Turkish translation. Level: ADVANCED (CEFR). Tap any word in the DuoBook reader for an instant translation.

La sosta per le nazionali inaugura un periodo di riflessione per la Juve.

Milli ara, Juventus için derin bir düşünce dönemi başlattı.

La squadra cerca di rigenerarsi dopo una breve pausa in Toscana.

Takım, Toscana'daki kısa bir moladan sonra yenilenmek istiyor.

La corsa alla Champions si è complicata a fine stagione.

Şampiyonlar Ligi yarışı, sezonun sonuna yaklaşırken oldukça karmaşıklaştı.

Il pareggio contro il Sassuolo fa riflettere lo staff tecnico.

Sassuolo karşısındaki puan kaybı, teknik heyeti düşündürüyor.

Il distacco in classifica aumenta la pressione di avversarie come la Roma.

Puan farkı, Roma gibi rakiplerin baskısını artırıyor.

La dirigenza ha dato il via alla pianificazione per il futuro.

Kulüp yönetimi, gelecek planlarını şekillendirmek için düğmeye bastı.

Al primo posto dell'agenda ci sono i colloqui con Dusan Vlahovic.

Gündemin ilk sırasında Dusan Vlahovic ile yapılacak görüşmeler var.

I dirigenti pianificano di incontrare gli agenti del calciatore in settimana.

Yöneticiler, oyuncunun temsilcileriyle hafta içinde buluşmayı planlıyor.

Vlahovic lavora per migliorare la condizione dopo l'infortunio.

Vlahovic, sakatlık sonrası kondisyonunu geliştirmek için çalışıyor.

Il centravanti serbo resterà a Torino, non convocato in nazionale.

Sırp oyuncu, milli takıma çağrılmadığı için Torino'da kalacak.

Il club punta a rivedere i termini contrattuali del giocatore.

Kulüp, oyuncunun sözleşme şartlarını revize etmeyi hedefliyor.

L'attuale contratto è in scadenza nel mese di giugno.

Mevcut sözleşme, haziran ayında sona eriyor.

L'altro tema cruciale è il futuro di mister Spalletti.

Diğer önemli konu ise teknik direktör Spalletti'nin geleceği.

La società desidera prolungare il contratto del tecnico.

Yönetim, teknik adamla sözleşme uzatmak istiyor.

Il rapporto di fiducia tra le parti appare solido.

İki taraf arasındaki güven ilişkisi oldukça sağlam duruyor.

Spalletti continua a mantenere la sua autorità sui giocatori.

Spalletti, oyuncular üzerindeki otoritesini korumaya devam ediyor.

Vlahovic sente la stima del suo allenatore nei suoi confronti.

Vlahovic, hocasının kendisine olan güvenini hissediyor.

Questa fiducia reciproca può facilitare le negoziazioni al tavolo.

Bu karşılıklı güven, masadaki müzakereleri kolaylaştırabilir.

I prossimi giorni saranno determinanti per la strategia del club.

Önümüzdeki birkaç gün, kulübün stratejisi için belirleyici olacak.

La Juventus si prepara al finale di stagione con fermezza.

Juventus, zorlu sezon sonuna emin adımlarla hazırlanıyor.

Servono soluzioni urgenti per colmare il divario di punti.

Puan farkını kapatmak için acil çözümler gerekiyor.

I nuovi accordi daranno fiducia ai tifosi e alla squadra.

Yeni anlaşmalar, hem taraftara hem de takıma güven verecek.

La squadra è determinata a raggiungere l'obiettivo Champions.

Takım, Şampiyonlar Ligi hedefine ulaşmak için kararlı.

Se la pianificazione sarà corretta, il successo sarà inevitabile.

Planlama doğru yapılırsa başarı kaçınılmaz olacaktır.

Vocabulary (Italian)

Milli ara
Sosta per le nazionali
Yenilenmek
Rigenerarsi
Karmaşıklaştı
Si è complicata
Teknik heyet
Staff tecnico
Dirigenza
Dirigenza
Pianificazione
Pianificazione
Gündem
Agenda
Görüşmeler
Colloqui
Temsilciler
Agenti
Kondisyon
Condizione atletica
Revize etmek
Rivedere
Sona ermek
Scadere
Kritik
Cruciale
Teknik adam
Tecnico
Sözleşme uzatmak
Prolungare il contratto
Güven ilişkisi
Rapporto di fiducia
Otorite
Autorità
Müzakere
Negoziazione
Belirleyici
Determinante
Strateji
Strategia
Emin adımlarla
Con fermezza
Acil
Urgente
Anlaşma
Accordo
Kaçınılmaz
Inevitabile

More Italian stories

Create your own bilingual story on DuoBook · Explore more stories